Küreselleşme Açısından Tüketici Davranışlarının Yönlendirilmesi
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Kuşku yok ki günümüzün en yaygın ve her şeyi açıklamakta kullandığımız kelimelerinin başında küreselleşme gelmektedir. Bu denli yoğun kullanımına rağmen küreselleşme kavramının üzerinde mutabık olunmuş bir tanımı bulunmamaktadır. İdeolojik bakış açılarının şekillendirdiği tanımlardan sıyrılarak küreselleşmeyi bir süreç olarak görmek, kavramın daha anlaşılır olmasını sağlayacaktır. İnsanların etkileşimlerinin bir sonucu olan küreselleşme, bu etkileşimin başlangıcı kadar derin bir geçmişe sahiptir. Dolayısıyla günümüz ekonomik ilişkilerini anlamlandırabilmek için küreselleşmenin doğru anlaşılması çok önemlidir. Buradan hareket ettiğimiz zaman tüketici davranışlarının dünden bugüne nasıl değiştiğini daha iyi anlayabiliriz. Küreselleşmenin sonuçlarından biri olarak, beşeri ilişkilerin hiç olmadığı kadar ekonomik çıkarlara göre şekillenmesi ve büyümesiyle birlikte, ürün ve hizmet sağlayıcılar açısından insanların ihtiyaçları istenilen seviyelerin altında kalmaya başlamıştır. Dolayısıyla satışların arttırılması adına tüketim alışkanlıkları değişmeli ve yeni ihtiyaçlar hasıl olmalıdır. Bunu sağlamanın yolu da tüketicilerin yönlendirilmeleri ve tüketimin bir kültür haline getirilmesiyle mümkündür. Dini ve insani değerlere bağlı olan bireylerin dönüştürülmesindeki güçlükten dolayı insanların medya ve televizyon gibi yollarla isteklerinin başkalaştırılmalarına; marka, moda, eski, ihtiyaç gibi kavramların zihinlerdeki algılarının dönüştürülmelerine çalışılmaktadır. Böylelikle insanlar adeta tüketmek için yarışan bireylere dönüştürülmektedir. Çalışmamızda bu yönlendirmenin nasıl gerçekleştirildiğini anlatabilmek adına birinci bölümde küreselleşme kelimesine açıklık getirilmiş, ikinci bölümde de ortalama bir tüketicinin nelerden etkilenip tüketim kararını verildiği anlatılmıştır. Üçüncü bölümde ise bahsi geçen tüketici davranışlarının nasıl yönlendirildiği alt başlıklar halinde ve ekonomik verilerle desteklenerek izaha çalışılmıştır. Son bölümde ise tüketim alışkanlığının fütursuzlaşması karşısında neler yapılabileceği doğrultusunda çözüm önerileri getirilmiştir.










